14 Eylül 2009 Pazartesi

denemeler

Bu evdeki bulduğum ufak tornavida

13 Eylül 2009 Pazar

Sketch Defterimden


Yarım kalmış kedi....

you are lucky!!!

'You are lucky', bu söz otobüs şoförümüze aitti.İlk zamanlar otobüs saati vaktinde çıkardık evden. Fakat bir süre sonra farkettikki durakta dakikalarca beklemişiz.Sonralarda otobüs saatinden 10 dakika evvel evden çıkmaya başladık. Tabi biz türkiyede otobüs saatinin 10 dakika sonrasında evden çıkmaya alışmışızdır.Fakat beni tanıyanlar bilirler son dakikacıyımdır.Hep otobüse koşturarak binmişimdir. Bugünde, o günlerden biriydi. Tam sokağın köşesinden döndüm ve koşturmaya başladım. Abdullahın gözleri uzağı göremediğinden dolayıdır ki 542 numarasını gördüğümüzde koşturarak bindik otobüse. Otobüs şoförüyle bir kaç kez karşılaşmıştık. Bizi hep kayırır:) Ücret vermek için elimizin hareketini gördüğünde, hemen gerek yok deyip hemen sohbete başlıyor. Gününüz nasıl geçti, nasılsın diye sorularla başlar yolculuk boyunca sohbete devam eder . Eşimle biz hep onun yüzünü gördüğümüzde müslüman olduğunu düşünürüz. Fakat o hintli olduğunu söyler adının 'herry' olduğunu söylediğindede 'hımmmm' deriz müslüman olup olmadığını anlamadan düşünürüz. Kendisini, zaten ya türk yada ıraklılara benzetirlermiş. Eşim bu şoförün güler yüzünü ve içtenliğini görünce, çok neşeli olmaya başlıyor. Bu br müslümanın yaydığı sinerji olmalı diye düşünüyoruz. ama sadece düşünmekle kalıyoruz.
Bugün, sıcak hava esiyor. Daha bahar ayının ilk ayında olmamıza rağmen camlar açık. Tabi dışarıdaki çiçeklerde açmaya başladı.(bu sözün ne anlama geldiğini benim ekip iyi bilir).
Bugünkü menü inanılmaz çeşitlilik barındırıyordu:)

Hazırlık aşaması pek saatlerinizi almıyor fakat sofrayı kurmanız dakikalarınızı alıyor. İçerikte ise türlü türlü malzemeler kullanılmış size sadece tüketmek kalıyor.Mexican pizza:) Yapımı için değilde alımı için size yol gösterebilirim. Bunun içinde gerekli olan tek şey para. Eğer yeterli paraya sahipseniz gerisi kolay.:)

11 Eylül 2009 Cuma

resimlerim

Tüm karakalem çalışmalarımı bugün için eklemeye niyetlenmiştimki, maalesef resimleri küçültmem gerekiyor. Yarın inşallah bu işi çözmeye niyetliyim. Resimlerim eskiz defterimi sarmalıyor hızla büyüyorlar. Hatta karaketerlerimden kimileri aile bile oldular.Anne baba ve birde çocukları var . Çocukları şimdilik tek erkek. Fakat o aileye şirin bir de kız çocuğu yakışır. Kısa zamanda onu da oluşturmalıyım. Yoksa çok neşesiz, şenliksiz bir aile olacaklar. Ne sevimsiz bir durum olur dimi:)
Dün bahsettiğim kahve, ev zümresini vurmuş durumda. Suçlusu,ikimizide dün gece uyutmayan, enerjiden hayli yoğrulmuş halde güne başlamamıza neden olan kahveydi. Hiç uyumadan! Benim için alışıldık bir durum olsada, eşim için durum pek öyle değildi.
Bugün video eazy'e uğradık. Her zaman önünden geçeriz fakat hep erteler dururduk. Nihayet girdik. Kocaman çok büyük dvd kiralama yeri. Tüm tv dizileri, filmler, herşey mevcut içerisinde. How i met your mother'ı kiraladık. Sezon ücreti 4 dolar. Galiba bundan sonra ayağımız hep o yöne doğru gidecek gibi görünüyor.
Bugünün, sıkıntılı konusunu da geride bıraktım. Her gün ne yemek yapacağım sıkıntısı kaplıyor heryerimi. Ramazan dolayısıyla daha bir sıkıntılı oluyorum. Neyseki bugünün menüsüde kendiliğinden oluşuverdi. Beğendi. Tavuk suyu şehriyeli çorba ve pilav.
Eşim geçenlerde çiçek almış.. Harika çiçekleri elime aldığımda aklıma ilk gelen soru' peki ben bunu neyin içine koymalıyım' oldu. Hımm diye gözlerim sabitleşti, hemen plastik atık poşetinin içinde işe yarar neler olduğunu düşündüğümde eski usül, kola şişesinin üst tarafını kestim. Çiçekleri hemen içine yerleştirdim. Dışını renkli bir kağıtla kapladım. Ve resmini çektim. Tabi görenler çiçeklerden çok vazosuna gözleri takılıyordu. Bu renkli ihtişamlı şeyide nerden aldınız diye:)


10 Eylül 2009 Perşembe

Mocha coffee

İşte budur dedirten tat! Her zaman eşimin tutku duyduğu starbucks'ta gözü kapalı istediği kahvesini, bugün süpermarkette, paketi gördüğümüzde hemen adık. İki saatte, biz paketteki 12 sayısını altıya indirmeyi başardık:) Üstelik bardağın yarısı starbuckstaki gibi köpüklü oluyor.
Bugün yürüyüşten dönerken bir kız çimenlerin üzerine oturmuş, kuzusunu da salmış çayırlara kuzusunu seyrediyor. Kuzu, daha bebek. Sahibini annesi sanıyor. Hemen gittik sevmeye. Kuzu ellerimi yalıyor, sevdirmeye çabalıyor kendini. Bi kez daha eşimin hayvan sevgisi depreşti. Evet bende hayvanları seviyorum fakat galiba biraz robotumsu bir hayvan istiyorum. :)
Şu anda imsak vaktini doldurduk. Türkiye- Bosna Hersek maçına göz ucuyla bakmaya başlarken sonrasında, gözümüzü ekrandan ayıramadığımız farkettik. Heyecanlı maçı internetten bulmak epey zor olsada değdi sanırım. Anneminde canlı skor yayını yaptığını atlamamak lazım tabii.

8 Eylül 2009 Salı

:)

Bugün supermarkete gittim. ..Tam girmek üzereydimki 2.5 yada 3 yaşlarında bir kız çocuğu tek başına markete giriyor bi yandan 'anne'diye sesleniyor. Baktım pek çvredede annesi gibi duran kimse yok. Neyse içeri girdi, hala annesi yok! Sonunda annesini kocaman marketin içinde buldu. Burda, anneler çocuklarını bizdeki gib sıkı sıkıya elinden tutup kontrolu atında alma gereksinimi duymuyor. Çocuklar yalınayak veya çoraplarıyla veya sadece külotlarıyla marktin içinde, yerlerde dolaşıyorlar. Annelerinin herhagi bir hijyen endişeleri yok. Çocuklar istediği gibi onlara kimse karışmaksızın dolanıyorlar. Kimse kimsenin çocuğuna zaten ters bakış bile atamaz. Kimsenin çocuğunu sevemiyorsunuz. Yasalara göre, cinsel istismara neden olabilir varsayımıyla kimseni çocuğuna dokunamazsanız. Çocuklar, öyle lahana gibi giydirilimiyor. evdeki hali nasılsa öylece dışarı çıkartıyorlar. Zaten kendileride öyle oldukları için çocukları da inanılmaz marka kıyafetlerle biblo gibi kucakta taşınmıyor. Marketlerde harika bi siste var. Ürünleri aldıktan sonra küçük ödeme makinaları var ordan kendiniz okutturuyor sebzeleri, kendiniz çeşidine göre makinadan belirleyip, parayı makinaya koyuyorsunuz, kimseyle muhatap olmadan marketten çıkıyorsunuz. İnsanlarl herhangi bir iletişime tabi olmuyorsunuz. Bugün yeni birşey denedim. Beef pie. Bu hazır pişmiz tek porsiyonluk yufkanın içinde kıymalı domatesli sos var. mıkrowave fırına atıyorsunuz iki dakika sonra yemeğiniz hazır. Burada hazır pişmiş gıdalar çok gelişmiş. Marketlerin en byük reyonları tek kişilikporsiyonların bulunduğu sıcak reyonlara ayrılmış... Sıcak olduğu için aldığınız yemeği hemen yiyebiliyorsunuz. İnsanlar gözleri kapalı bu ürünlere alışmışlar.
Bugün komşum geldi. Somalili Nasip abla. Harika hoşsohbet ve bir okadarda iyi niyetli biri. Bugün ısrarla ve tüm içtenliliiyle arabaya ihtiyaç olduğunda kullanabileceğimizi söyledi. Buralarda insanların birbirine bu tarz tekliflerde bulunması hakikaten güç. Kimse kimseye güvenemez bilrisiniz. inşallah bizimde başka türlü ona bi vesile olarak gönderilmiş olmamızı umuyoruz...

2 Eylül 2009 Çarşamba

yemek

Bugün yemek knularına kaldığım yerden devam ediyorum. Bugün, super markete gittim. Pasta mazlemeleri reyonunun önünde her defasında dakikalarca durup seyretmekle yetiniyordum. Nedeniyse çoğunun neye yaradığını bilmememden dolayıyı. Neyseki yeni birşey öğrendim.(ilerleyen günlerde yapıp burada resmini yayınlıyacağım) Yaklaşık 70*50 boyutlarında 4 katlı gofret satılıyor. bunu pasta yapımında kullanıyorsunuz. Öncelikle, ihtiyaç duyulan şey marketlerde, yağı arıtılmış, tatlımsı bir tadı olan kıvamlı sütler satılıyor. Her gofretin arasına bundan yayıp dört katlı bir yaşpastanız oluyor. Üstelik bu gofretin fiatı 3 dolar. Bu arada birde kedidli biscuiler burda epey populer. Sırada bu pastada olacak. Dün bir iftar davetindeydim. Yeni birşey tattım. Harikaydı. Mango püresi içinde şeftali. Bu bir konserve. yoğun bir kıvamı var. Şeftaliler pişmemiş. Zaten ben şeftaliyi çok sevdiğim için daldım. Tabi ben hazır olduğunu bilmediğim için, tarifini sorduğumda, Yolunuz önce markete düşmeli daha sonra parayı ödemeniz yeterli olacak dedi evsahibi:) şaka tabi. Ayrıca birde bu şeftalinin mangosuz olanı var. Onuda tattım.
Abdullah geçtiğimiz günlerde kara kalem resim çalışmalarım için gereksinimim olan kalem setimi almış. Heyecanım artık hızla artıyor. Defterim artık denemelrimle doluyor. Tabi boyutlandırma için ilk önce el çizimleriyle başlamanın şart olduğundan dolayı el çizimlerim epey fazla oldu. Ben önceleri kendi elimi sabit bir pozisyonda tutup çiziyordum. Fakat sonrasında farkettimki benim ellerim küçük olduğu için resimde epey tuhaf duruyor. Bi sorun olduğu anlamıştım ama bunu bana farkettiren abdullah oldu.
Buradaki havalara gelince, ani bastıran ve sizi şaşkına çeviren yağmurlar sıklıkla yağmaya başladı. Gene böyle bir günde Abdullahla rutin yürüyüşümüzü yapmak için evden çıktık, Tam bahçeden çıkıyordukki evsahibimiz Nasip, ve kardeşiyle karşılaştık. Karşılaştık derken, tabii, onlar sıcak arabalarının camını açarak 'hello sister'dedi. Ben bir yandan yağmurla boğuşurken bir yandan elimdeki çöp poşetlerini kutuya atmaya çalışıyorum bir yandan 'hi sister'diyorum. İnanın bu üçünü aynı anda yaptım! Neyse kızkardeşi devreye girdi, Geçen yaptığın tatlının mutlaka tarifini istiyorum kimseye vermedim hepsini ben yedim dedi. Abdullah hemen; yazıp verebilirz diye söze girdi. Fakaaat somalili kardeşler buna yanaşmayarak'bize gelip yaparsan seviniriz diyerek bir kez daha işlerini şansa bırakmayacaklarını ima ettiler.':) tarif ise benim her zaman sevdiğim ve artık arasına kakaolu bisküi koyduğum tavuk göğsü... üzerine kakaolu krema da ekleyince enfes oluyor gerçekten. Bugünlük bu kadar