Ramazan ayının 6. gününe girdik bile... Buralarda epey ağır geçiyor diyebilirim. Hiç olmadığım kadar el becerilerimi geliştiriyorum. Şimdiye kadar galiba annemlere sırtımı dayadığım için pek yeni yemekler denemiyordum. Ramazan dolayısıyla, sahuru oniki gibi yapıyoruz. Ben uyumuyorum çünkü en verimli saatlerimi bu zaman diliminde yaşıyorum. Günlük gazete olmadığı için hafta başları gazeteler tüm türk marketlerinde, fırınlarda yada fastfood dükkanlarında oluyor. Ücretsiz olarak dileyen hemen kapıyor. Gerçi pek taliplisi yook ama. Ben srasıyla tüm gazeteleri çantama koyuyorum. Bugün, Broad meadows shoping center'a gittik. Bu alışveriş merkezi bize en yakın olanı. İçinde dört yada beş tane supermarket var. İçi, aynı türkiyedeki, carefour 'a benziyor. Yiyecek kadar giyecek de var. Karakalem çalışmasına başldığım için, kendime a4 defter aldım. ilerleyen zamanlarda buraya resimlerimi yükleyeceğim. Bendeki yeteneği bilirdim ama pek aldırmazdım. Babama çektim heralde resim konusunda.
neyse bidahaki sefere yeniilikleri yazacağım...
27 Ağustos 2009 Perşembe
7 Ağustos 2009 Cuma
merhaba mutlu bir gün'den
Bugünlerde, güneş aniden kendini bulutların ardına saklayıp, yağmur bulutları hızlıca ortalığı karanlığa çeviriyor. Öyle hafife alınacak bir yağmur değil. Belirsiz başlayıp, sonrasında hızlıca rüzgar eşliğinde ıslatmadığı kuytu bırakmıyor. Genel olarak bu durm gün ortalarına rastlıyor. Hemen hemen her gün oluyor. Havasına alışınca insan artık şaşırmıyor. Bugünün cuma olması tüm halkın yüzüne yansıyor. Marketlerde ellerinde kocaman sepetlerle haftasonu alışverişi yapan insanlar, iki gün boyunca kendilerini evlerine kapatacakalarında dolayı, stoklarını yapıyorlar. Öylesine kapatıyorlar ki kendilerini, burunlarının ucunu bile dışarı çıkarmıyorlar.:) Erkekler bu geceden başlıyorlar içmeye. Hafta içi içmiyorlar. neyse ..... dün afrıkalı komsuma kandıllesmeye gittim. yedi çocuğu var. inanamazsınız evın her bi metrekaresine nerdeyse bir çocuk düşüyor. Hepsi kıvırcık saçlı. Sempatik ve utangaçlar... Evleri loş ışıklı. Kendi kültürlerine özel, düğünlerde içlerine kına koydukları, bizim trampete benzer objeler duvardaki rafın tamamını dolduruyor. Bana türk ekmeğini yani yufka yapmayı öğretirmisin dedi. abdullah atladı tabı tabı ogretir filan diye.:) Neyse artık bi gün öğrenip yapıcaz artık napalım. Türk ekmeğini tanıtıcagız kültür elçisi olarak:)
28 Temmuz 2009 Salı
ulusa sesleniş
Sıcacık selamım ekran karşısındaki tüm sevdiklerime.. Sanki resmi, ulusa sesleniş konuşmaları gibi oldu. Melbourne'de 22.57 yi gösteriyor saatler... Gelişimizin üçüncü ayına girmek üzereyiz. Herşey akıp geçiyor elbette. İlk günkü şaşkınlıklarımız ve meraklı bakışlarımız yerini yavaş yavaş buraya yeni gelenlere devretmke üzere. İlk zamanlarda tram'e, otobüse, trene bindiğimizde etraftaki yüksek sesli konuşan, dinlediği müziği yüksek sesle mırıldayan, hatta mırıldamakla kalmayıp kendinden geçip haykıran ,yerlerde oturan çocuklar, tüm bu toplu taşıma araçlarının içinde gitar çalanlar dahil hepsine gözlerimizi irri iri açar bakakalırdık... Otobüs şoförlerinin, veya markette kasiyerlerin 'nasıl geçti günün' veya 'nasılsınız'soruları uzerine onceleri sağımıza solumuza bakıyorduk acaba baska bi tanıdıgınamı soruyor diye. Yaşadığımız semtte yani Meadow heights'te çok türk olması nedeniyle, bir çok türk marketi var. Türkçe bilmeyen teyzelerimiz oralardan, çiçekli basma eteğiyle, oyalı tülbentleriyle alışverişlerini tek kelime türkçe konuşmadan yapıyorlar. Heryerde kahve satıcıları var. Kahve iki dolar hemde starbucks ta. City 'e 45 dakikalık mesafede yaşıyoruz. City de nerdeyse australian hiç yok gibi. Asyalıların ve hintlilerin ülkesinde olduğunuzu sanabilirsiniz. Melbourne state kütüphanesine gittik geçenlerde. Kütüphane üçe ayrılmış durumda. Birinci bölüm genel olarak herkesin yuvarlak masalarda oturup ders çalıştığı veya bilgisayarlarıyla iş yaptığı aynı zamanda konuşabildiği mekanlar. İkinci bölüm sadece ders çalışanlar. Üçüncü bölümse sessiz salonlar. Parmaklarınızın ucuna basarak yürüyorsunuz sessizliği bozmamak için. City'nin tam ortasında yüksek tavanlı bu kütüphane en meşhur olanıymış. Bu ülkenin fazla bir geçmişi olmadığından dolayı tarihi binalara rastlamak mümkün değil. Sadece kiliseleri var eskiye dayanan.
Bi sonraki yazıda devamı gelicek inşallah...
Bi sonraki yazıda devamı gelicek inşallah...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
